Canım Yalnızlık

Canım Yalnızlık

Küçük yaşlarımda yani - yalnızlığın bir nimet olduğunu henüz keşfetmemiş- olduğum yaşlarda, yalnız kaldığım her an kendimi dünyanın ve insanlığın dışında hissederdim. Hani küçükken anneniz sizi bir  pazar yerinde unutur da dünya  bir anda  korkunç, kalabalık ve tehlikeli bir şey haline gelir. Ta ki anneniz sizi kaybolduğunuz yerde bulana kadar. Ya da bir amca sizi fark edip sizi annenize ulaştırana kadar.  İşte öyle bir duygu idi benim için yalnız kalma duygusu. Ama bu yalnızlık sadece bedensel olarak yalnız kalmak değil . İnsan sadece bedeniyle yalnız kalmaz zira. Ruhuyla da yalnız kalır . Fikirleriyle de yalnız kalır. Düşünceleriyle de yalnız kalır. Duygularıyla da yalnız kalır. İnançlarıyla da yalnız kalır. İnsan bazen yalnızlığıyla da yalnız kalır. 

Ve yalnızlığın her türü başka tarafından yakar canını. Bir anda işte o  unutulduğun pazar yerine döner dünya.  Herkes alışveriş yapar etrafında. Herkes bağırır, herkes bir koşuşturmaca içinde ezer birbirini ve herkes yanından geçip giderken sana takılır. 

Dünyada yaşarken bu unutulan pazar yeri duygusundan kurtulmak kolay değil. Yani benim için kolay olmadı. Ama sanırım o kadar çok yalnız kaldım ki  bu pazar yerinde, belki bir ev sahibi edasıyla sahiplendim orayı. Şimdi burası benim, buralar benim , bu yalnızlık benim ve evet ben bu yalnızlığı seviyorum  diye içsel bir kabulleniş nidası var içimde. . 

Bu yaşlarımda, yani - yalnızlığın bir nimet olduğunu keşfetmiş- olduğum bir yaşlarda sizlere bir şey söylemek istiyorum : Yalnızlığımızı sevmeliyiz.

-

Zaten içsel olarak  yaşadığımız problemlerin çoğu yalnız kalma korkusundan kaynaklanmıyor mu ? Dikkat edin kendinize, kimseyle tek başına olduğunuz kadar rahat  ya da içten değilsiniz. Çünkü korkuyorsunuz. Yalnız kalmaktan , yalnız bırakılmaktan korkuyorsunuz. Halbuki ne güzelsiniz yalnızken ve samimi iken. Ne güzeldir insan kendiyle baş başa iken.

Yalnızken kurduğunuz hayalleri düşünün. Yani sadece yanınızda kimse yokken değil, hiç bir düşünce hayallerinizin içine kadar  müdahele edememişken ve olabildiğince özgür bırakmışken fikirlerinizi, kurduğunuz hayalleri düşünün.
Ne güzeldir insan kimsesiz ve saf bir hayalin koynunda uyurken.

-

Pek çok fikir adamının , şairin , usta yazarların yalnızlıkla ilgili yorumlarını okudum. Hepsinde bir parça buldum kendimden ve kalbimin bir köşesine koydum.

Şimdi hoşuma gidenlerden birini burada paylaşayım sizlerle.  Sonra gidip biraz canım yalnızlığımı seveceğim.


ferimah.


"Yalnızlığınızın büyüklüğünü de duyumsarsanız buna sevinin; çünkü diye sorun kendinize, büyüklüğü içermeyen bir yalnızlık neye yarar? Topu topu tek bir yalnızlık vardır, o da büyüktür, kolay katlanılacak gibi değildir. Dolayısıyla, herkesin yaşamında öyle saatler vardır ki, insan yalnızlığı verip ne denli yavan ve ucuz olursa olsun bir beraberliği almak ister karşılığında; iyi kötü ilk rastlayacağı kişiyle, en sıradan bir kişiyle sözde birazcık bir anlaşma uğruna yalnızlığı elden çıkarmak ister. Ama belki de yalnızlığın büyüdüğü saatlerdir bunlar; çünkü onun büyüyüşü de tıpkı oğlanların büyümesi gibi birtakım acı ve sancılarla gerçekleşir ve baharın ilk günleri gibi hüzünle dolup taşar. Ancak, şaşırtmasın bu sizi. Bizlere gereken yalnızlıktır, büyük, içsel bir yalnızlık. Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak… İşte erişilmesi gereken şey bizler için."

Rainer Maria Rilke  
-



Notlarım